Haber - Ömer Çelik: Ege'de 3 senede 78 binden fazla sığınmacı Türk kara sularına itildi | Bana Bi Bonus - Güvenilir Bahis Adresleri

Haber Ömer Çelik: Ege'de 3 senede 78 binden fazla sığınmacı Türk kara sularına itildi

banabibonus

Yönetici
Yönetici
18 Ara 2020
172
2
37
Türkiye
banabibonus.pw
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Ege Denizinde son 3 senede 78 binden fazla sığınmacı zorla Türk kara sularına itilmiştir" dedi.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, parti genel merkezinde, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirmiş olan Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısının ardından açıklama yaptı.

Ömer Çelik: Ege'de 3 senede 78 binden fazla sığınmacı Türk kara sularına itildi


Çelik, bugünün önemli bir gün olduğunu, Diyarbakır annelerinin evlatlarına kavuşmak için başlatmış olduğu vicdan nöbetinin 500'üncü gününe girildiğini dile getirerek, 500 gündür annelerin evlatlarına kavuşmak için çok büyük bir vicdan nöbeti tuttuğunu ve 22 annenin evladına kavuştuğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın toplantıda 500'üncü gün konusunu vurguladığını belirten Çelik, yüreklerinin, kalplerinin ve desteklerinin vicdan nöbeti tutan annelerle olduğunu, onların duygularını ve evlatlarına kavuşmalarını yakından izlediklerini ifade ettiğini aktardı.

Çelik, şöyle devam etti:

"Cumhurbaşkanımız ayrıca bir çok konu da ivedi bir biçimde açıklamada bulunan insan hakları kuruluşlarının bu konuya duyarsız kalması konusunu da MKYK'mızda bir değerlendirme konusu olarak ifade ettiler. Gerçekten en ufak bir meselede acil koduyla açıklamada bulunanların, insan hakları konusunda çalışanların bu anneleri hiç ziyaret etmemesi, Diyarbakır, Şırnak ve Hakkari'deki bu annelere bu kadar duyarsız kalması herkezin gözünün önünde gerçekleşiyor. Muhalefetteki bazı partilerin bu konuyu hiç ele almaması, hiç gündemine getirmemesi, 500'üncü gününde bu annelerin vicdan nöbetine duyulan bu duyarsızlık herkezin dikkatini çekiyor."

Tüm annelere selamlarını ileten Çelik, annelerin en kısa sürece evlatlarına kavuşmaları dileğinde bulundu.

COVID-19 aşısıyla ilgili gelişmeler

COVID-19 aşısıyla ilgili çalışmaların başladığını anımsatan Çelik, yurttaşları salgından koruyacak aşı çalışmalarının şeffaf şekilde, milletin her kesimine ulaşacak şekilde sürdürüleceğini ifade etti.

Çelik, şunları kaydetti:

"Aşı konusunda toplumumuza her konu da olduğu gibi önderlik etmek için ve teşvik etmek için toplantımızdan sonra Sayın Cumhurbaşkanımız aşı olacaklardır. Bunun kamuoyuyla paylaşılmasını istemişlerdir. Sayın Cumhurbaşkanımız bu konu daki tereddütlerin ortadan kalkması ve bu konu da toplumun sağlığının korunması için bu görüşünü MKYK'mızda paylaşmıştır ve bunun bütün yurttaşlarımıza iletilmesini arzu etmişlerdir. Kendileri aşı olarak toplumdaki tereddütleri ortadan kaldırmak, her konu da olduğu gibi örneklik teşkil etmek için toplantımızdan sonra aşı olmak üzere ilgili yere geçeceklerdir. Burada Cumhurbaşkanımızın en büyük hassasiyeti, bu salgından dolayı olumsuzlukla karşı karşıya kalan halkımızın bir an önce bu olumsuzluklardan kurtulması, can kayıplarının ve bütün bu vatandaşımıza zarar veren sürecin sona erdirilmesidir."

Salgın sürecinde bütün dünyanın kilitlenmesine rağmen devletin hiçbir işinin aksamadığını dile getiren Çelik, "Toplumun her kesimine ulaşılmaya çalışıldı ve çok büyük bir gayretle bu çalışmalar Cumhurbaşkanımızın önderliğinde dirayetle, basiretle sürdürülen politikalar sayesinde gerçekleştirildi" ifadelerini kullandı.

"Devletin bütün olanakları millete aittir"

Dünyayı salgından kurtaracak aşılama sürecinin çeşitli yerlerde başladığını hatırlatan Çelik, "Türkiye ile alakalı tartışmaları da izliyoruz tabii. Burada şunun bilinmesi gerekir ki devlet milletin devletidir, devletin bütün olanakları millete aittir. Dolayısıyla en önemli mesele 'insanı yaşat ki devlet yaşasın' prensibidir. Vatandaşımızın sağlığını korumanın ne kadar öncelikli olduğunu sağlık elemanlarımız büyük gayretleriyle gösterdiler" diye konuştu.

İlgili bakanlıkların teşkilatlarının yurttaşlara ulaşarak bu dönemin hafif atlatılması konusunda gayret sarf ettiklerini dile getiren Çelik, hayatını kaybeden yurttaşlara Allah'tan rahmet diledi.

Çelik, "Bu süreç gayet zorlu bir biçimde ama hepimizin dayanışmasıyla devam etti. Şimdi gelinen noktada şeffaf bir biçimde bu aşılama süreci başladı. Sağlık Bakanımız, Bilim Kurulu üyeleri bunu gerçekleştirdiler ve netice itibarıyla herkese verilen bir kodla herkezin aşısı ancak kendine yapılacak, başka birine kullanılmayacak şekilde bu süreç devam edecek. Artık Türkiye bu süreci başlatmıştır. Sayın Cumhurbaşkanımız da MKYK toplantısında bu açıklamayı yaparak kendinin tereddütleri ortadan kaldırmak ve örneklik teşkil etmek için bugün bu aşıyı vurduracağını ifade etti ve bunu toplumla, vatandaşlarımızla canlı yayından paylaşmamız talimatını verdiler." ifadelerini kullandı.

Bu yıla geçen seneki umutsuzlukları ve yanlışlıkları bırakarak girme temennileriyle başladıklarını dile getiren Çelik, toplumda oluşan atmosferin en önemli ögelerinden bir tanesinin siyasi iradenin bu atmosferi nasıl oluşturabildiğiyle ilgili olduğunu vurguladı.

Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Maalesef Türkiye'deki siyasi tartışmalar 2021 yılına girerken on seneler önce bıraktığımız birtakım kirli olayları hatıraya getirerek ve maalesef birtakım vesayet siyasetini canlandırma teşebbüsleriyle donanmış oldu. Bu, oldukça üzücüdür. Geçen hafta da, 2021 senesinin başlamasıyla beraber geçen haftaya kadar birdenbire bir eski Genelkurmay Başkanı'nın çıkıp 1960 ihtilalinin nedeninin erken seçime siyasi iradenin gitmemesi olarak adlandırdığı bir tartışmayla başladı. Ondan evvel CHP Genel Başkanı ha bire erken seçim meselesi diyerek bir siyasi gündem oluşturmaya çalışıyordu. Arkasından Türkiye'ye çok acı çektirmiş olan kılık kıyafet yasağı, başörtüsü yasağıyla alakalı olarak, 'Aslında geride bırakılmıştır, herhalde bu tip ilkellikler artık bugünün dünyasında savunulmaz.' dediğimiz bir dönemde maalesef eski bir bakan, CHP'li, çıkıp başörtüsü konusunda 28 Şubat mantığını bu ülkedeki vesayet mantığını yeniden diriltmeye çalışan açıklamalar yaptı."

Ömer Çelik, 1960 ihtilaliyle ilgili analizlere dikkati çekerek, şunları söyledi:

"Derler ki 'işte Demokrat Parti siyasi olarak şu kararları almasaydı, Demokrat Parti Meclis'ten şu yasaları geçirmeseydi veya şu komisyonları kurmasaydı darbe olmazdı'... Şimdi bir kere siyasi olarak Demokrat Parti bir yanlış yapmışsa, yanlış yapmış olduğunı düşünüyorsanız karşısındaki muhalefetin o zaman bu siyasi kararlarla mücadelesini öne çıkarmanız gerekir. Siyasi karara karşı verilecek mücadele de siyasidir ama birtakım siyasi kararların sonucunda darbe olmuştur, sanki darbe bir yapısal sonuçmuş gibi, sanki darbe bir objektif sonuçmuş gibi sunmaya çalışmak esasında en sinsi darbecilik mantığıdır.

Şimdi 'Şu komisyonları Demokrat Parti kurmasaydı, şu yasaları çıkarmasaydı, şu kararları almasaydı darbe olmazdı veya erken seçime gitseydi darbe olmazdı.' gibisinden bir şey siyaseti subjektif kararlarla yargılamaya çalışan ama darbe mekaniğine objektif bir gerçeklik duygusu vermeye çalışan, objektif bir gerçeklikmiş gibi davranmaya çalışan maalesef sinsi bir siyasi değerlendirme. Bu, çok uzun seneler boyunca yapıldı, 'Ben darbeye karşıyım ama Demokrat Parti de şunları şunları yapmasaydı darbe olmazdı.' demek esasında en kökten darbeciliğin esasıdır."

Bu konuyla alakalı çok sayıda kitabın yazıldığını anımsatan Çelik, şöyle konuştu:

"Bir başbakanın ve bakanların asılarak şehit edilmesini savunamayacakları için ne yapıyorlar? Siyasi olarak beğenmedikleri hususları dile getirip ondan sonra darbenin bunun doğal ve mantıki sonucu olduğunu, doğal, mantıki ve siyasi sonucu olduğunu söylemeye çalışıyorlar. Bu, gayriahlaki bir tutumdur. Hiçbir darbe mazur gösterilemez, hiçbir darbe meşru değildir. Eğer karşınızdakilerin yapmış olduğu işlerin siyaseten yanlış olduğunu düşünüyorsanız bunun yolu siyasi mücadeledir. Bu konu da 'Bu, bir siyasi analizdir, buna niye tepki gösteriliyor?' denildiğinde Türkiye'de bu mantığın siyasi arkeolojisine iyi bakmak lazım. Bu, darbeyi meşrulaştırmaya çalışan bir siyasi arkeolojiye sahiptir ve maalesef Türkiye'de çok acı işler bu mantığın arkasına saklanarak yapılmıştır."